Hafız Osman’ın kendi ismiyle anılan hat çalışmaları, kendisi daha hayatta iken çok büyük bir teveccühe mazhar olmuş ve bedestende yapılan arttırmalı satışlarda, o günün rekorlarını kırmıştı.Rivayet ederler ki, bu büyük hattatımız bir gün dolmuş türü bir kayıkla Beşiktaş‘tan Üsküdar’a geçiyormuş. Kayık Üsküdar iskelesine yanaşınca, müşteriler para çıkarıp vermeye başlamışlar. Hafız Osman, üstünü başını yoklamış ve paralarını evde unuttuğun anlayınca, kayıkçıya dönüp;
- Hemşehrim, demiş. Paralarımı almayı unutmuşum. Ama istersen sana bir vav çekeyim, helalleşelim.Kay
ıkçı bol bol homurdanıp “ben senin vav’ını ne yapayım? gibilerinden bir sürü laf etmesine rağmen, sonunda kaderine razı olup, Hafız Osman’ın bir çırpıda yazıverdiği vav’ı almış iç cebinin bir köşesine…Günün birinde kayıkçının yolu bedestene düşmüş. Bakmış ki parça-pürçük kağıtlar üzerinde hat çalışmalarını mezat edip dururlar. Hatırlayıp cebinden yazıyı çıkartmış ve tellala uzatmış.
Tellal kağıda şöyle bir göz attıktan sonra: – Bir Hafız Osman Vav’ı deyince, ortalıkta bir telaştır başlamış ve herkes fiyat arttırmada bir biriyle yarışıp kayıkçıyı fazlasıyla ihya edecek bir miktara ulaşmışlar. Aradan aylar geçmiş ve kayıkça yine Hafız Osman’ı Üsküdar’a geçirirken, onun uzattığı parayı geri çevirip:- Para almasam da olur hocam. Sen istersen bana bir vav daha çekiver.
Hafız Osman gülerek:
- Evlat, diye cevap vermiş. O vav’lar her zaman yazılmaz. Sen en iyisi dua et de, para kesemi yine evde unutayım…
Kategorisi: Hayatın İçinden, Kişisel Gelişim










