Önden Giden Atlılar (Osman Sarı ve Şiirleri)

Issız sıcak çölleri
Karşı karlı dağları
Çoktan aşıp gittiler
Kayboldular uzakta
Önden giden atlılar
Ben burada kaldım böyle

İşleri aceledir
Çok uzundur yolları
Bense geride kaldım
Yetişemedim size
Önden giden atlılar

Gittiler hep gittiler
Aştılar kızgın çölü
Toprak tükendi bir gün
Denize ulaştılar

Çektiler dizginleri
Kendileri dursa da
Atlar duramadılar
Çaresiz kalıp birden
At sürdüler denize
Önden giden atlılar

Önlerinde okyanus
Kızgın bir çöl arkada
Asıl içlerindedir
Zaptedilmez bir deniz
Önden giden atlılar

Teknik değişti diye
Bıraktılar atları
Atlarsa bu kıyıda
Sanki sevgili gibi
Onları beklediler
Günlerce beklediler

Yeri yırtar ayaklar
Göğe fırlar başları
Nerden çıktı bu deniz
Bizi ayıracaklar
Önden giden atlardan

Sevgiliden daha zor
Ayrılmak bu atlardan
Buğulanmış gözlerle
Geri dönüp onları
Gemilere aldılar
Önden giden atlılar

Üç gün duramadılar
Yaptıkları gemide
Karşı kıyıda yeni
Güzel atlar buldular
Yaktılar gemileri
Önden giden atlılar

Vardılar Kurtuba’ya
İnmediler atından
Gülle karşılandılar
Ne güzel atlar bunlar
Bunca yol çiğnediler
Çiçek çiğnemediler
Önden giden atlılar

Önden giden bu atlar
Seni gördüler kalbim
Sahabe atlar bunlar
Dünyanın beklediği
Önden giden atlılar
Önden giden atlılar
OSMAN SARI

 

 
 
 
 
 

 

Sayın Osman Sarı’nın beni en etkileyen şiiri ile başladım konuya tüm şiirleri çok güzeldir Serdar Selçuk
OSMAN SARI KİMDİR ? :
1946 yılında Kahramanmaraş’ın Sarımollalı köyünde dünyaya geldi. İlköğretimini bu köyde, orta öğretimini K.Maraş’ta tamamladı (1968). Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden 1973 yılında mezun oldu. Çalışma Bakanlığı’nda İş Müfettişi olarak çalıştı. 1979 yılından beri (İTÜ) Sakarya Üniversitesi’nde öğretim elemanı olarak çalışmaktadır. Halen Sakarya Üniversitesi, İİBF, Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Bölümü, İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku Ana Bilim Dalında Yardımcı Doçent olarak çalışma hayatına yönelik hukuk dersleri vermektedir. Evli ve üç çocuk sahibi olan Osman Sarı’nın şiir ve yazıları Gonca, Çıkış, Defne, Edebiyat, Diriliş, Mavera, İlim ve Sanat Dergilerinde yayınlandı. Yayınlanmış Eserleri: 1.) Bir Savaşçıdır Kalbim. 2.) Aydınlar İhaneti. 3.) Önden Giden Atlılar. 4.) Türkiye’de İşyeri ve Sendika Denetimi

Haber Versem Toprağa

I.

Bütün varım toplasam sonra varsam toprağa
Hepsin üstüne atsam ve savursam toprağa

Ere geç basar bağrına sevgili gibi beni
Ne denli meydan okur gibi dursam toprağa

Elbet bilir uğruna niçin öldüğümüzü
Ve bir bir söyler bana bir gün sorsam toprağa

Anlatsam üzerinde ne olup bittiğini
Çıkar toprak olmaktan haber versem toprağa

Kimse karşı koymaz alır götürür bir bir
Çeker beni ne denli göğüs gersem toprağa

Uğraşıp biriktirip döksem alın terimi
Bir özgürlük evreni varıp kursam toprağa

II.

Bütün varım toplasam sonra varsam toprağa
Senin çağınla olsam senle girsem toprağa

Senin doğduğunu ve geldiğini senin
Atılır yerden yere haber versem toprağa

Bulsam ve saptasam bir bir ayak izlerin
Öpsem öpsem ve sonra alnım vursam toprağa

Kutlu ayaklarındır değdi diye sevgili
Yalnız senin adına bir kapansam toprağa

İncinmesin diye sen taşlara dikenlere
Diz çöküpte önünde ve yakarsam toprağa
.

Osman Sarı

 

 
 
 
 
 

 

Hüzün Şiiri

Çöl çöl olmuş kalbimiz bir hal olmuş bize
Şam nerede bu akşam bir hal olmuş bize

Yağmalanmış kalbimin ülkesi Kudüs
Filistin ve Endülüs bir hal olmuş bize

Buhara nerede ey baharı unutmuş kalbim
ªam nerede bu akşam bir hal olmuş bize

Sürülmüş sahipleri canım İstanbul’un
Tükenmiş gurbetlerde bir hal olmuş bize

Kurumuş ta içerden İstanbul çeşmeleri
Kalmamış bir damla su bir hal olmuş bize

Bizlere sunulmuş gerçi şarabı kevser
Nerdedir içenleri bir hal olmuş bize

Sen niçin susmaktasın ey şiiri şairin
Bu zulüm boğmuş bizi bir hal olmuş bize

Önümüzde uçuşan sayfaları tarihin
Savrulmuş dört bir yana bir hal olmuş bize

Geride paramparça bir şiir coğrafyası
yıkılmış viran olmuş bir hal olmuş bize

Çıkmaz olmuş nerdedir kahraman dergilerin
Kahraman sayfaları bir hal olmuş bize

Öpsek yeridir hüzünlü gözlerinden
Narin minarelerin bir hal olmuş bize

Kan gölleri içinde şimdi Filistin gülleri
Kapanmış Kudüs yolları bir hal olmuş bize

Derin uykular tutmuş bizi ey
Dağlar gürleyin bir hal olmuş bize

Ey bizi bekleyip bekleyip hüzünlenen çağ
Bir hal olmuş bize bir hal olmuş bize
.

Osman Sarı

 

 
 
 
 
 

 

Kurşun Gazeli

Savaşa girdin kalbim bin yara aldı beni
Ne denli acı varsa aradı buldu beni

Seni bir bomba gibi taşımak bu göğüste
Bir Ebubekir kıldı bir Ömer kıldı beni

Kurmak bize düştü bu kalbi sökülmüş çağı
Buyruk en ağır yükün altına saldı beni

Atıldık kurşun gibi kentin alanlarına
Bir kaç put ve taş gördü birden irkildi beni

Parça parça bir yürek delik deşik bir bağır
Bir beş değil sevgili bin kurşun deldi beni

Bir de bakışlarındır kurşun gözlerin senin
Kılı kıpırdamadı el gördü geldi beni

Yine seni özlemek birikti bir dağ gibi
Ve yürüdü üstüme altına aldı beni

Bir katılık döşenmiş upuzun bulvarlara
Adım atar atmaz bir donma aldı beni

Böyle çıktım alana ve yürüdüm yürüdüm
Ne görebildi kimse ne anlayabildi beni

Ve put alanlarından geçtim İbrahim gibi
Bir savaş bildi beni bir eylem bildi beni
.

Osman Sarı

 

 
 
 
 
 

 

Ölüm

Beklemiş beklemiş birden gelmiş ölüm
Sanki bin yıl beklemiş beni bulmuş ölüm

Kuşatmış her yandan bütün yolları tutmuş
Herkesi bir av gibi önüne katmış ölüm

Siz niçin böyle dimdik ayaktasınız dağlar
Sanki sizi görmemiş sizi unutmuş ölüm

Ey bir türlü doymayan gözleri zulmün
Seni de vurmak için pusuya yatmış ölüm

Ey zulüm denizleri köpürüp taşan
Her yanı tutmuş ölüm her yanı tutmuş ölüm

Nerede bir can varsa ağını atmış ölüm
Kendi hiç uyumamış bizi uyutmuş ölüm

Beklemiş beklemiş birden gelmiş ölüm
Sanki bin yıl beklemiş beni bulmuş ölüm
.

Osman Sarı

 

 
 
 
 
 

 

Taş Gazeli

I.
Taş taş değil bağrındır taş senin
Nereni nasıl yaksın söyle bu ateş senin

Bir katılıktır dinamit söker mi yürekleri
Başın bir kez bu kalbe çarpmasın ey taş senin

Kazmayı kayalara değil kalplere vur ey
Ferhat niçindir kırdığın bunca taş senin

Anne seninle bağrın döğer gider mi acı
Hanidir Ferhad’dan aldığın ders taş senin

Sen de mi taşla bir oldun ey sevgili
İşitmez oldun beni kalbin taşdan taş senin

Ölüm sendendir bana nedir taşlamak beni
Bana güldür çiçektir attığın her taş senin

Gözünü dikme taşa işte parça parçadır
Şimşektir bir bakışın dayanır mı taş senin

Deprem değildir dağı ve beni sarsan
Bir bakışın komaz taş üstünde taş senin

Niçin çıktın dağlara evren çöl oldu leyla
Topuğun öpmek için toz oldu dağ taş senin

II.
Taş taş değil bağrındır taş senin
Nereni nasıl yaksın söyle bu ateş senin

Ülkendir taş ve beton bu yanlışkent
Her gün bir yanın biraz daha taş senin

Taş alanlarıdır taş insanları taşır bir
Nereye gelsen ey aşk karşında bu taş senin

Uygarlık taşla taşımak çağlar üzre
Kolların bu denli güçlü müdür senin

Bir taş devridir ama bağışla beni
Niçin bunca geldim üstüne ey taş senin

Bir İbrahim bıçağı ikiye biçer taşı
Sevgili nasıl kırdı kutlu dişin taş senin

Ölüm bir kasırgadır çevirir seni beni
Nedir kucağında kocaman taş senin

III.
Bir bir yürürlükten kaldırılıp çürümüş devrimleri
En gürbüz bir devrimi dikmek yerine taş senin

Nereye koysam seni söyle ey yüreğim
Bir gün beni ele verir bu güçlü atış senin
.

Osman Sarı

 

 
 
 
 
 

 

Yönelişler

İçimde birikmiş Kerbela gibi
İşte kalbini getirdim sana

Yere çaldım bütün kelimeleri
Adını aradım yalnız adını

Gel de durdur burda sürekli dönen
Beynimi öğüten değirmenleri

Elini uzat ki bana elini
Kat kat duvarları yarıp çıkayım

Bir eşya ağıdır sökemiyorum
İçimden dışımdan kuşatmış beni
.

Osman Sarı

 

 

 

 

About these ads

10 Yanıt

  1. fdagdgfsd

  2. bnce ii bir şiir ama bazıları anlamayabiliriz

    aganız konuşuopooo

  3. aslında fena şiir değil ma anlamsız atlalarla ne alaka abi

  4. kendinde diyon anlamayabiliriz sen anlamamşsın atlarla çok alakası var benzetme var burda

  5. çok güzel harika bir şiir kalemine yüregine saglık osman amca

  6. bu şiiiri en sevdiğim kişi okudu

  7. Akif’in dediği gibi dişsiz mi bir insan onu kardeşlerinin yediği kara çöl ortasında biten bir Gül’ün ve onunla yeşerip vahaya dönen çölden dünyanın dört bir yanına dağılan gönül erlerini anlatıyor; Halidleri Ömerleri Tarıkları (r.anhüm)… Kardeş kardeşi yemesin diye hayatlarını insanlığa adamışları anlatıyor.. Ne güzel demiş Şair: Ne güzel atlar bunlar
    Bunca yol çiğnediler
    Çiçek çiğnemediler
    Önden giden atlılar..

  8. Onden giden atlilar -bence- Tarik Bin Ziyad ve ordusunun Ispanya yi fethetmesini anlatiyor. Endulusun kurulmasini…

  9. Teşekkür ederim Allahım razı olsun kardeşim. Emeğine sağlık çok teşekkür ederim…

  10. Tarık Bin Ziyadın endülüsü fethini anlatıyor Bu şiir Atları bırakıp Denizi gemi ile gectiler Sonrada gemileri yaktılar Yani Artık geri Dönüş yoktu Arkada deniz önde düşman !

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logo

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ photo

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

%d blogcu bunu beğendi: